Amerika
Amerika Birleşik Devletleri Batı yarıkürede bulunan, elli eyalet ve çeşitli
bölgelerden oluşan bir ülkedir. Pasifik ve Atlantik Okyanusları arasında kalan,
Kuzey’de Kanada, Güney’de Meksika tarafından sınırlanan merkezî Kuzey
Amerika’da kırk sekiz eyalet bulunmaktadır. Alaska, Doğu’da Kanada ile birlikte
kıtanın Kuzeybatısında yer alır. Hawaii orta Pasifik’te yer alır. Birleşik
Devletler, başkenti Washington D.C. ile federal anayasal bir cumhuriyettir.

3.7 milyon mil karenin üzerinde (9.6 milyon km2’nin
üzerinde) toprağı ve 300 milyonun üzerinde vatandaşı ile toplam alan bakımından
üçüncü veya dördüncü büyük ülke ve nüfusu bakımından üçüncü büyük ülkedir. $13
trilyon’dan fazla gayri safi yurt içi hasıla ile Birleşik Devletler, dünyanın en
büyük ulusal ekonomisine sahiptir. Sermaye başına gayri safi yurt içi hasıla,
büyük ekonomiler arasında Birleşik Devletleri birinci sıraya yerleştirmiştir.
Amerikan toplumu büyük çaptaki göçün ürünüdür ve çok çeşitli yaşayış
biçimlerine olduğu kadar karmaşık bir sosyal yapıya da ev sahipliği yapar.
Birleşik Devletler tüm dünyada etnik ve sosyal açıdan en fazla çeşitliliği
barındıran uluslardan biridir.
Ülke, 4 Temmuz 1776’da Büyük Britanya’dan bağımsızlığını ilan eden on üç
koloni tarafından kuruldu. Mevcut anayasa 17 Eylül 1787’de kabul edildi
(sonradan birkaç kez değiştirilmiştir). Ülke 19. yüzyıl boyunca Fransa, Meksika,
İspanya ve Rusya’dan olduğu kadar Birleşik Krallıktan da topraklar alarak daha
da genişledi. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile dünyadaki tek süper
güç oldu ve nükleer silah bölgesi olarak tanımlandı. Birleşik Devletler dünya
çapında baskın ekonomik, politik, kültürel ve askeri etkisini kullanmaya devam
etmektedir.
Amerika Etimoloji
Amerika isminin bilinen ilk kullanımı 1507’de Saint-Dié-des-Vosges’de
çalışırken Kuzey ve Güney Amerika’yı gösteren bir küre ve büyük bir harita
hazırlayan Alman haritacı Martin Waldseemüller’de görülmüştür. Kongre
Kütüphanesi’ndeki bilgilere göre, 15. yüzyılın sonlarında Columbus ve diğer
kâşiflerin yaptıkları seyahatler sonucunda yeni bir kıtayı ortaya çıkardıklarını
anlayan Amerigo Vespucci’nin anısına Waldseemüller bu yeni toprakları “Amerika”
diye adlandırmıştır.

Columbus’dan sonra Birleşik Devletlerin başkenti olarak kabul edilen
Kolombiya Bölgesi’nden esinlenilerek Amerika ayrıca Kolombiya olarak da
bilinmiştir. 20. yüzyılda geçerliliğini yitirene kadar Kolombiya, Amerika için
yaygın bir isim olarak kalmıştır. Hala şiirsel olarak kullanılmaktadır ve
çeşitli isimlerde ve başlıklarda görülmektedir. Ülke, dişi olarak
kişiselleştirildiğinde Kolombiya olarak adlandırılır.
4 Temmuz 1776’da “Amerika Birleşik Devletleri’nin Temsilcileri” tarafından
benimsenen “Amerika’nın birleşmiş on üç eyaletinin ortak bildirisi”, Bağımsızlık
Bildirisi’nde ülkenin tam adı ilk kez resmi olarak kullanılmıştır. 15 Kasım
1777’de İkinci Kıta Kongresi, ilk maddesi “Bu Birliğin ismi ‘Amerika Birleşik
Devletleri’ olacak” olan Konfederasyon Maddeleri’ni kabul etti. İsim asıl
biçimiyle Thomas Paine tarafından önerilmiştir.
Amerika
Coğrafya
Birleşik Devletler toplam bölge bakımından dünyada üçüncü ya da dördüncü
büyük ülke ve sadece kara olarak değerlendirildiğinde, Rusya ve Çin’in ardında
ve Kanada’dan önce üçüncü büyük ülkedir. Bütün olan kısmı doğuda Kuzey Atlantik
Okyanusu, batıda Kuzey Pasifik Okyanusu, güneyde Meksika ve Meksika Körfezi ve
kuzeyde Kanada tarafından sınırlanmaktadır. Alaska (bölgedeki en büyük eyalet)
doğuda Kanada, güneyde Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi ve batıda
Bering Boğazı tarafından sınırlanmaktadır. Hawaii eyaleti, Kuzey Amerika
anakarasının güneybatısında, Pasifik Okyanusu’ndaki bir grup takımadayı
kapsamaktadır.

Birleşik Devletlerin doğusunda geçici bitki örtüsü ve yeşil alanlar hâkimdir.
Batıya doğru bozkırlara ve Kayalık Dağlara ve güney batıya doğru çöle dönüşür.
Kuzeydoğuda Büyük Göl kıyısı ve Atlantik sahil şeridi ülke nüfusunun çoğunluğunu
barındırmaktadır.
Amerika Arazi
ABD son derece değişken bir coğrafyaya sahiptir. Doğu sahil kesimi, güneyde
en geniş halini alan ve kuzeye doğru daralan bir sahil düzlüğüne sahiptir.
Martha's Vineyard ve Nantucket’deki buzul düzlüklerini saymazsak, New
Jersey’nin kuzeyinde sahil düzlüğü bulunmaz. Uç güneydoğuda Florida, ekolojik
anlamda eşsiz olan Everglades’e ev sahipliği yapar.
Sahil düzlüğünün ötesinde, Kuzey Carolina, Tennessee ve New Hampshire içinde
1830m’ye kadar yükselen Appalachian Dağları’nda sona eren Piedmont bölgesinin
inişli çıkışlı tepeleri bulunur. Appalachian Dağları’nın batı eğiminden itibaren
orta batıdaki iç ovalar oldukça düzdür ve Büyük Göl ve dünyanın 4. uzun nehri
Mississippi-Missouri burada bulunur. Mississippi Nehri’nin batısında iç ovalar
yükselerek eğimlenir ve geniş, çoğunlukla herhangi bir özelliği olmayan Büyük
Ovalara dönüşür.
Büyük Ovaların batı sınırındaki Kayalık Dağların beklenmedik yükselişi,
Birleşik Devletler kıtası boyunca kuzeyden güneye doğru yayılır ve Colorado’da
yükseklik 4,270m’ye kadar çıkar. Geçmişte Kayalık Dağlar yüksek ölçüde volkanik
aktivite göstermekteydi; dağların New Mexico’da bulunan güney sınırında yakın
zamanda volkanik aktivite gerçekleşmiş olsa da, günümüzde sadece tek bir
volkanik bölge olduğu kabul edilmektedir (Wyoming’deki Yellowstone Ulusal
Parkı’nın altında bulunan volkan muhtemelen dünyanın en büyük volkanıdır).

Alaska’da, içinde Kuzey Amerika’daki en yüksek tepe olan McKinley (Denali)
Dağını da sayabileceğimiz pek çok sıradağ bulunur. Alaska anakarasının güneyine
ve batısına doğru genişleyen Alexander ve Aleutian Adaları boyunca sayısız
volkan bulunmaktadır.
Hawaii Adaları, altı büyük ve bir düzine küçük adadan oluşan, 1500 mil (2400
km) genişliğinde, tropikal ve volkanik adalardır.
Amerika İklim
Büyüklüğüne ve geniş çapta coğrafi çeşitliliğine bağlı olarak Birleşik
Devletler neredeyse her küresel iklim türünü barındırmaktadır. İklim çoğu
bölgelerde ılıman olmakla birlikte, Hawaii ve güney Florida’da tropikal iklim,
Alaska’da kutup iklimi, 100. meridyenin batısındaki Büyük Ovalarda ve
güneybatıdaki çöllerde çöl iklimi, Kaliforniya sahillerinde Akdeniz iklimi ve
Great Basin’de kurak iklim görülür. Temel tarım bölgelerinde ender rastlanan
hava kuruluğu, geniş alanda su taşkınlarının olmayışı ve elverişli çökelmeyi
sağlayan başlıca ılıman iklim gibi koşullar ele alındığında, ülkenin süper güç
haline gelmesinde bir dereceye kadar bu cömert iklim çeşitliliğinin payı olduğu
söylenebilir.
Amerika Tarih
Amerika Yerlileri
Amerika’da 15. yüzyılın sonunda başlayan Avrupa kolonileşmesinin öncesinde,
günümüzdeki Birleşik Devletler kıtasında, 35,000 yıl önce başlayıp, 11,000 yıl
önce sona eren bir süreçte göç eden Alaska yerlilerini de kapsayan çeşitli yerli
halklar yaşamaktaydı. Mevcut ülkenin, Büyük Britanya’dan 1776’da bağımsızlığını
ilan etmesi sebebiyle, farklı Birleşik Devletler eyaletlerinin tarihleri oldukça
çeşitlilik göstermektedir.
Avrupa Kolonileşmesi
Günümüzün Birleşik Devletler topraklarına yapıldığı kabul edilen ilk
yolculuk, 19 Kasım 1493’de Portoriko’yu ziyaret eden Christopher Columbus
tarafından gerçekleştirilmiştir. Florida, anakara üzerinde en eski Avrupa
kolonilerine ev sahipliği yapmıştır. Bu kolonilerden geriye yalnızca,
Pedro Menéndez de Avilés
tarafından 1565’de bulunan St. Augustine kalmıştır.
Yüz civarında Fransız kürk tüccarı Büyük Göl bölgesinde küçük karakollar
kurdular. Birkaç bin İspanyol, New Mexico ve Kaliforniya’ya yerleşti. İlk
başarılı İngiliz yerleşimi 1607’de Virginia, Jamestown’da gerçekleşti ve bunu
1620’de Hacıların Massachusetts, Plymouth’a yerleşimi takip etti. 1609 ve
1617’de Hollandalılar, sonradan New York ve New Jersey olan bölgelerin bir
kısmına yerleştiler. 1638’de İsveçliler, Hollandalıların kaybetmesinden sonra
Delaware, New Jersey ve Pennsylvania olan bölgelerin bir kısmında New Sweden’i
buldular. 17. ve 18. yüzyıl boyunca İngiltere (sonrasında Büyük Britanya) yeni
koloniler kurdu, Hollanda kolonilerini kontrolü altına aldı ve diğerlerini
dağıttı. 1620lerden Amerikan Devrimine kadar bazı koloniler cezai yerleşim
olarak kullanıldı. 1729’da Carolina’nın bölünmesi ve 1732’de Georgia
kolonileşmesi ile 1776’da Amerika Birleşik Devletleri haline gelen 13 İngiliz
kolonisi, eski İngiliz kanunlarına daha da büyüyen bir bağlılıkla ve
cumhuriyetçiliği destekleyen kendi kendini yönetme arzusuyla, çoğu özgür insana
açık olan seçimlerle yerel ve koloni hükümetlerini seçtiler. 1970lerin
kolonileri İngilizleşiyordu. Yüksek doğum, düşük ölüm oranları ve sabit iç göç
sebebiyle kolonilerin nüfusu her 25 yılda ikiye katlanıyordu. 1770’de üç
milyonluk nüfusa ulaşıldı ve bu Britanya’nın yarısıydı. Yine de İngiliz
Parlamentosunda kendilerini temsil hakkı verilmedi.

Amerikan Devrimi ve Erken Cumhuriyet
1760’dan 1770’e kadar olan devrim sürecinde Amerikan sömürgeleri ve
İngilizler arasındaki artan gerilim 1775-1781’de savaşa yol açtı. 4 Temmuz
1776’da İkinci Kıta Kongresinde Bağımsızlık Bildirisinin kabul edilmesiyle,
Amerikan Devrimi Savaşı (1775-1783) boyunca Kıta Ordusunu George Washington
komuta etti. İngiliz hareketleriyle yüzleşmek için Kongre oluşturuldu ve Kıta
Ordusu kuruldu, fakat zorunlu vergilerden kaynaklanan otorite eksikliği
dolayısıyla yetersiz kaldı ve daha sonra yüksek miktarlarda banknot basılması
ile kısa zamanda değer kaybetti. 1777’de Kongre, eyaletleri zayıf bir federal
hükümet altında birleştiren Federasyon Maddeleri’ni kabul etti ve bu, 1788’e
kadar böyle devam etti. Birleşik Devletlerin, Büyük Britanya’yı mağlup etmesinin
ardından ulusal hükümetin yarattığı tatminsizlik 1787’de anayasa değişikliğine
neden oldu. 1788 Haziran’ında yeterli sayıda eyalet, yeni hükümetin kurulması
için Birleşik Devletler Anayasası’nı kabul etti. Birliğe ve federal hükümete güç
katan anayasa, o günden bu yana ülkenin kesin kanunu olarak kalmıştır.
Batıya Yayılma
Yeni ülke 1803’den 1848’e kadar, Louisiana satın alınmadan önce bile
yerleşimcilerin ulusal sınırların dışına taşmasıyla yaklaşık olarak üç kat
büyümüştü. 1812’deki savaşın çıkmaza sebep olmasıyla yayılma biraz duruldu,
ancak daha sonra 1848 Meksika-Amerika savaşının kazanılmasıyla tekrar
hareketlendi.
1830 – 1880 yılları arasında 40 milyon kadar Amerikan Bizonu, yaygın ismiyle
Bufalo, derileri ve etleri için ve demiryollarının genişletilmesine yardım
amacıyla öldürüldü. Demiryollarının genişlemesi, malların ve insanların geçiş
süresini azalttı, öncüler için batıya yayılmayı kolaylaştırdı ve Yerlilerle
toprak konusunda çıkan savaşları artırdı. Yerlilerin temel geçim kaynağı
bizonların yok olması, hayatta kalmak için yerli kültürler ve bireyler
üzerindeki baskının artmasına neden oldu.
Amerika İç Savaş
Bölgeler birleştiğinde, eyalet kanunları, federal hükümetin rolü ve 1820lerde
on üç eyalette de yasal olan, ancak kuzeyde daha az rastlanan ve 1804’te
kaldırılan köleliğin yayılması konularında ülke ayrılığa düştü. Kuzey eyaletleri
köleliğin yayılmasına karşıydı fakat güney eyaletleri bu karşı duruşu kendi
yaşam biçimlerine saldırı olarak değerlendiriyorlardı çünkü ekonomileri köle
işçilere bağlıydı. Bu konuların çözümünde başarısız olunması, İç Savaşın
çıkmasına ve 1860’da Abraham Lincoln’ın seçilmesinin ardından güneydeki çoğu
köle eyaletin Amerika Konfederatif Devletleri’ni oluşturmasına neden oldu. 1865
Birliği’nin İç Savaştaki zaferi köleliği büyük oranda sona erdirdi ve bir
eyaletin üyelikten çekilme hakkının olup olmadığı sorusunun doğmasına neden
oldu. Bu olay Amerikan tarihinde bir dönüm noktası oldu ve federal gücün
artmasıyla sonuçlandı.

Amerika Yeniden İnşa ve Sanayileşme
İç Savaşın ardından o güne dek görülmemiş bir göçmen akını ile ülke hızla
uluslararası güce yükseldi. Bu göçmenler Amerikan sanayisi için işçi
sağlanmasına ve yüksek tarife koruması, ulusal altyapı inşası ve ulusal
bankacılık yönetmelikleri ile gelişmemiş bölgelerde çeşitli topluluklar
oluşmasına yardımcı oldular. Amerikanın önde gelen bir dünya gücü olmasında ilk
adım olan İspanyol-Amerikan Savaşının kazanılmasının ardından Birleşik Devletler
artan gücüyle, Portoriko ve Filipinleri de bünyesine kattı.
Amerika ve I. ve II. Dünya Savaşı
1914’de I. Dünya Savaşının patlak vermesiyle Birleşik Devletler tarafsız
kaldı. Bununla birlikte 1917’de Birleşik Devletler Müttefik Güçlere katılarak,
Merkezi Güçlere (Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Türkiye) karşı
dengelerin tersine dönmesinde yardımcı oldu. İrlandalı ve Alman vatandaşlardan
oluşan büyük bir kesim bu müdahaleye karşı çıksa da, tarihi sebeplerden dolayı
Amerika’da, İngiltere ve Fransa’ya duyulan sempati çok fazlaydı. Savaştan sonra
senato, Birleşik Devletleri Avrupa meselelerinin içine çekeceği korkusuyla
Versailles Antlaşmasını tasdik etmedi. Bunun yerine ülke, diğer ülkelerin
meselelerine karışılmadığı zamanlarda sınırları belirlenen tek taraflılık
ilkesini takip etmeye devam etti.
1920ler boyunca Birleşik Devletler, çiftçilik fiyatlarının düşmesi ve sanayi
kârlarının büyümesiyle dengesiz bir refah dönemi yaşadı. Borçlardaki artış ve
kabaran hisse senedi piyasası 1929’da krizle sonuçlandı. 1932’de Başkan olarak
seçilmesinin ardından Franklin Delano Roosevelt, Büyük Bunalıma karşı hükümetin
ekonomi üzerindeki müdahalesini artıracak olan yeni bir plan hazırladı.
Japonya’nın Pearl Harbor’a yaptığı sürpriz saldırının ardından 1941’de
Müttefiklere katılana kadar ülke tam olarak kendine gelememişti. Amerikan
tarihinde II. Dünya Savaşı ekonomik açıdan külfeti en büyük savaş olmuştur fakat
askeri malzeme için gereken üretimin istihdam sağlaması ve ilk kez kadınların
yüksek rakamlarda iş gücüne dâhil olmasıyla ekonomik sıkıntı atlatılmış oldu. Bu
savaş sırasında Birleşik Devletler federal hükümeti için çalışan bilim
adamlarının nükleer silah üretmeyi başarmasıyla Amerika dünyanın ilk nükleer
gücü oldu. II. Dünya Savaşının sonlarına doğru –ki Avrupa’da savaş sona ermişti-
Birleşik Devletler, Japonya’da Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombaları attı.
Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan bombalar, patlatılan ikinci ve üçüncü, silah
olarak kullanılan tek nükleer aygıtlar oldu.
Japonya’nın 2 Eylül 1945’de pes etmesiyle II. Dünya Savaşı sona erdi.

Amerika Soğuk Savaş ve İnsan Hakları
II. Dünya Savaşından sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği,
Soğuk Savaş diye adlandırılan ideolojik rekabet döneminde karşılıklı iki süper
güç haline geldiler. Birleşik Devletler resmi olarak liberal demokrasiyi ve
kapitalizmi savunuyordu. Sovyetler Birliği ise komünizmi ve merkezi planlı
ekonomiyi benimsemişti. İki taraf da zaman zaman politik anlamda uzlaştıkları
baskıcı rejimleri destekledi. Bunun sonucunda Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Küba
Füze Krizinin yarattığı gerginliğin çözümlenmesi ve Afganistan’daki Sovyet
savaşı gibi yakın tarihi ciddi anlamda etkileyen olaylar gerçekleşti.
Amerika Birleşik Devletlerinin uzay yarışında gerilerde kalması, hükümetin
okullarda matematik ve bilim yeterliliğini artırmak üzere harekete geçmesine
neden oldu ve Başkan John F. Kennedy’nin Birleşik Devletlere 1960ların sonu için
yaptığı “aydaki adam” çağrısı 1969 yılında aya ayak basılması ile
gerçekleştirilmiş oldu.
Bu arada Amerikan toplumu ekonomik genişlemenin sürdürüldüğü bir dönem
yaşıyordu. Aynı zamanda, güney başta olmak üzere Amerika çapında ayrımcılığa
karşı Martin Luther King gibi Afrika asıllı Amerikalıların önderliğinde büyüyen
bir insan hakları hareketi gerçekleşmekteydi. Bunun sonucunda Jim Crow kanunları
yürürlükten kaldırıldı.
1991’de Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Amerika Birleşik Devletleri,
Körfez Savaşı gibi deniz aşırı askeri uyuşmazlıklara müdahale etmeye devam etti.
Birleşik Devletler halen dünya üzerindeki tek süper güç olarak varlığını
sürdürmektedir.
Amerika Terörle Mücadele
11 Eylül 2001’de neredeyse 3000 kişinin ölümüyle sonuçlanan terörist
saldırının ardından Amerika dış politikası küresel terör tehdidine yöneldi ve
George W. Bush yönetimindeki hükümet Terörle Mücadele adı altında bir dizi
askeri ve yasal operasyonlara girişti. İlk olarak Afganistan’a operasyon
düzenlendi ve Taliban iktidarına son verilerek, terörist örgüt El Kaide’nin
topraklardan çıkarılması girişiminde bulunuldu. 2006’dan bu yana isyan, Taliban
gerilla savaşı biçiminde devam etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin
güvenliğine tehdit teşkil eden unsurlara karşı yönetim, Bush Doktrini diye
bilinen bir dizi önleyici politika oluşturdu.
2002’deki bildirisinde Başkan George W. Bush, Kuzey Kore, Irak ve İran’ın
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri için ciddi bir tehdit oluşturduğunu
belirtti. Aynı yılın ilerleyen zamanlarında Bush yönetimi Irak’ta rejim
değişikliği için baskı yapmaya başladı. 2003’de Birleşik Devletler ve
müttefikleri Irak’ı işgal ettiler ve Saddam Hüseyin iktidarını devirdiler.
Birleşik Devletlerin Irak’taki askeri müdahalesi halen devam etmektedir.
Amerika Politik Sistem
Birleşik Devletler dünyada var olan en eski federasyondur. Hükümet, anayasada
belirtilen bir takım güçlerin kontrolündeki kongresel bir sisteme bağlı olan
temsili demokrasiyi benimser. Bu anayasa, 1781’den 1788’e kadar yürürlükte kalan
Konfederasyon Maddeleri diye bilinen asıl anayasanın yenilenmiş halidir. Bununla
birlikte bu sadece basit bir temsili demokrasi değil, aynı zamanda azınlıkların
haklarının da çoğunluğa karşı kanunlarla korunduğu anayasal bir cumhuriyettir.
Vatandaşlar çoğunlukla üç seviyede yönetime konu olurlar; federal, eyalet ve
yerel seviyelerde. Bununla birlikte belediye yönetimlerine ek olarak kasaba,
metropol yönetimleri gibi çoğu bölge, çoklu yerel yönetimlerin konusudur. Üç
seviyede de yetkililer, seçmenler tarafından oy pusulası ile seçilirler veya
başka seçilmiş yetkililer tarafından atanırlar. Yasama ve yürütme dairelerine
vatandaşların kendi bölgelerindeki çoğunluk oyuyla karar verilir. Yargı ve
kabine dairelerine yürütme kolu tarafından atama yapılır ve bu atamalar yasama
meclisi tarafından onaylanır. Bazı eyaletlerde yasama makamları, yürütme
tarafından atanmak yerine seçimle doldurulur.
Federal yönetim üç koldan oluşur. Bunların her biri, bir diğerinin gücünü
denetlemek ve dengede tutmak için tasarlanmıştır:
Yasama: Senato ve Temsilciler Heyeti’nden oluşan Kurultay.
Federal yasaları belirler, savaş ilan eder, anlaşmaları onaylar, suçlama
ve cezalandırma yetkisine sahiptir.
Yürütme:
Senato onayı ile karar yetkisine sahip olan Başkan,
federal yasaları yöneten ve uygulayan, yasa tasarılarını veto eden ve
ordunun komuta yetkisine sahip olan Kabine ve diğer görevliler.
Yargı: Kanunları ve geçerliliklerini anayasa açısından
yorumlayıp, anayasal açıdan uygun bulunmadıkları takdirde iptal edebilen
Senato onayı ile hâkimleri Başkan tarafından kararlaştırılan Yüce
Mahkeme ve diğer alt mahkemeler.
Birleşik Devletler Kongresi çift meclisli bir yasama meclisidir. Temsilciler
Heyeti, her biri iki yıllığına bir kongresel bölgeyi temsil eden 435 üyeden
oluşur. Heyet sandalyeleri her on yılın nüfusuna bağlı olarak eyaletler arasında
paylaştırılır. Her eyaletin en azından bir temsilcisi vardır. Yedi eyaletin tek
temsilcisi bulunmaktadır. En kalabalık nüfusa sahip eyalet olan Kaliforniya’dan
53 temsilci vardır. Her eyaletin altı yıllığına seçilen iki senatörü vardır;
Senatodaki sandalyelerin üçte biri her iki yılda bir seçime açılır.
Birleşik Devletler Anayasası, Amerikan sistemindeki en üstün yasal belgedir
ve Birleşik Devletler halkı için, seçtikleri hükümet yoluyla meseleleri
düzenleyen bir sosyal sözleşme vazifesi görür. Tüm kanunlar ve eyaletlerin ve
federal hükümetlerin uygulamaları inceleme konusudur ve yargı kolunun hükmünde
olup anayasaya ters düşen her kanun iptal edilir. Anayasa iki yöntemle
değiştirilebilir; her iki yöntem de eyaletlerin dörtte üçünün onayını
gerektirir. Anayasa en son 1992’de olmak üzere 27 kez değişikliğe uğramıştır.
“Hukuk Beyannamesi” ve diğer değişiklikler ile Anayasa, “özgürlüğü korumak”
fikrine adanmıştır. Böylelikle Anayasa insanların konuşma, inanç ve basın
özgürlüklerini; adil yargılanma, silah bulundurma ve taşıma, evrensel seçim ve
mülkiyet haklarını temin eder. Bununla birlikte bu hakların korunduğu savı ve
evrenselliği pratikte oldukça tartışmalıdır. Anayasa ayrıca her eyalete
“Cumhuriyetçi bir yönetim biçimi”ni garanti eder. Yine de bu garanti tam olarak
anlamına kavuşamamıştır.
Amerikan politikasının hâkimi Cumhuriyetçi Parti ve Demokratik Partidir. Bu
iki partinin üyeleri ülke boyunca federal, eyalet ve daha alt seviyelerde baskın
bir üstünlükle bakanlıklarda görev almaktadırlar. Senatonun hâlihazırda bazı
bağımsız üyeleri olsa da, bağımsız ya da sözde “üçüncü parti” adaylar daha düşük
seçimlerde iş yapma eğilimindedir. Amerikan politik kültürü içerisinde
Cumhuriyetçi Parti “merkez-sağ” veya muhafazakâr olarak, Demokratik Parti ise
“merkez-sol” veya liberal olarak değerlendirilir. İki partinin büyüklükleri,
partiler içerisinde kayda değer fikir farklılıkları bulunmasına sebep
olabilmektedir.
2001’den bu yana Başkanlığını sürdüren George W. Bush bir Cumhuriyetçidir.
2006 ara dönem seçimlerinin ardından, 2001-02’de senatodaki Demokratik çoğunluğu
ayrı tutarsak, 1994’ten bu yana ilk kez Demokratik Parti Heyette ve Senatoda
sandalye üstünlüğü kurmayı başarmıştır.
Amerika Dış İlişkiler
Amerika Birleşik Devletleri küresel çapta çok geniş ekonomik, politik ve
askeri etkiye sahiptir. Birleşik Devletlerin dış politikası tüm dünyada dikkatle
izlenir ve tartışılır. Neredeyse tüm ülkelerin Washington D.C.’de elçilikleri ve
ülke çapında konsoloslukları vardır. Bununla birlikte Amerika Birleşik
Devletleri ile Küba, İran, Kuzey Kore, Bhutan ve Sudan’ın resmi diplomatik
ilişkileri yoktur. Birleşik Devletler, pek çok uluslar arası kuruluşla birlikte,
Birleşmiş Milletlerin kurucu üyesidir (Güvenlik Konseyinde kalıcı bir sandalyeye
sahiptir). Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen müttefikleri
arasında Avustralya, Japonya, İsrail ve NATO üyesi ülkeler bulunmaktadır ve
Birleşik Krallık Amerika’nın en yakın müttefikidir. Ek olarak Amerika’nın komşu
ülkeleri olan Kanada ve Meksika ile de yakın diplomatik, ekonomik ve kültürel
bağları vardır.
Amerika Ordu
Amerika Birleşik Devletleri askeri meselelerde uzun süredir vatandaş hükmünün
geçerli olduğu bir geleneğe sahiptir. Ordu, Deniz Kuvvetleri ve Hava
Kuvvetlerinden oluşan Birleşik Devletler silahlı kuvvetlerini Savunma Bakanlığı
yönetir. Sahil Koruma, barış zamanında Anavatan Güvenlik Departmanı’nın yetkisi
altındadır fakat savaş zamanında Deniz Kuvvetleri Departmanının yetkisi altına
girer. Amerika Birleşik Devletleri ordusu her bölgede ve Ulusal Savunmada birkaç
yüz bin personel ve aktif görevde 1.4 milyon personel barındırmaktadır. Orduda
gönüllü olarak hizmet edilmektedir ama savaş zamanlarında Seçkin Hizmet Sistemi
ile orduya çağırma olabilir. Birleşik Devletler kısmen savunma bütçesinin
büyüklüğü sebebiyle dünyanın en güçlü ordusuna sahiptir; 2005 yılında yapılan
savunma harcamaları hesaplandığında, sırasıyla 14 en büyük ulusal askeri
bütçenin toplamından daha fazladır. Buna rağmen askeri bütçe, gayrisafi yurt içi
hasılanın sadece %4’ünü teşkil eder. Birleşik Devletler ordusu Antarktika
haricinde tüm kıtalara yayılmış 700ün üzerinde askeri üs ve tesise sahiptir.
Birleşik Devletler ordusunun yeterliliği baskın olarak lojistik ve ulaştırma
üzerine kuruludur; bu sayede ihtiyaç duyulduğunda acil takviye kuvvetler
sağlanabilmektedir. Hava Kuvvetleri C-5 Galaxy, C-17 Globemaster ve C-130
Hercules taşıma uçaklarından ve eşit sayıda hava yakıt tankerlerinden oluşan
büyük bir donanmaya sahiptir. Deniz Kuvvetleri, Deniz Seferberlik Birimlerine ve
Pasifik ve Atlantik donanmalarına sahiptir. 11 uçak taşıyıcıdan oluşan deniz
donanması, olası tehditlere karşı esnek bir yanıt sağlamaktadır. Bu nedenlerden
dolayı Amerika Birleşik Devletleri ordusu evrensel bağlamda dünyadaki en güçlü
ordu olarak tanımlanmaktadır.
Amerika İdari Bölümler
Amerika Alabama
Amerika Alaska
Amerika Arizona
Amerika Arkansas
Amerika Kaliforniya
Amerika Colorado
Amerika Connecticut
Amerika Delaware
Amerika Florida
Amerika Georgia
Amerika Hawaii
Amerika Idaho
Amerika Illinois
Amerika Indiana
Amerika Iowa
Amerika Kansas
Amerika Kentucky
Amerika Louisiana
Amerika Maine
Amerika Maryland
Amerika Massachusetts
Amerika Michigan
Amerika Minnesota
Amerika Mississippi
Amerika Missouri
Amerika Montana
Amerika Nebraska
Amerika Nevada
Amerika New Hampshire
Amerika New Jersey
Amerika New Mexico
Amerika New York
Amerika Kuzey Carolina
Amerika Kuzey Dakota
Amerika Ohio
Amerika Oklahoma
Amerika Oregon
Amerika Pennsylvania
Amerika Rhode Island
Amerika Güney Carolina
Amerika Güney Dakota
Amerika Tennessee
Amerika Texas
Amerika Utah
Amerika Vermont
Amerika Virginia
Amerika Washington
Amerika Batı Virginia
Amerika Wisconsin
Amerika Wyoming
Amerikan Samoa
Guam
Puerto Rico
Kuzey Mariana Adaları
U.S. Virgin Adaları
Amerika Birleşik Devletleri 50 eyaletten ve Kolombiya Bölgesi olarak
adlandırılan bir federal bölgeden oluşur. Komşu kırk sekiz eyalet --- Alaska ve
Hawaii haricindeki tüm eyaletler --- bitişik Birleşik Devletler veya “aşağı 48”
olarak adlandırılır ve merkezi Kuzey Amerika’nın büyük kısmını kaplar. Alaska
ile bitişik Birleşik Devletler arasında Kanada vardır; birlikte kıtasal Birleşik
Devletleri oluştururlar. Ellinci eyalet olan Hawaii, Pasifikte yer alır.
Palmyra Atol, Birleşik Devletlerin tek birleşik bölgesidir fakat
düzenlenmemiştir ve yerleşimcisi yoktur. Birleşik Devletler Küçük Uzak Adaları,
Pasifik ve Karayıp Denizlerindeki ıssız adalar ve mercan adalarından oluşur. Ek
olarak 1898’den beri Birleşik Devletler Deniz Kuvvetleri, Küba’daki Guantanamo
Körfezinde geniş bir donanma üssüne sahiptir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin bilinen eyaletleri ve bölgelerine ek olarak
Birleşik Devletler eyaletlerine bağlı ülkeler de vardır. Micronesia (1986’dan bu
yana), Marshall Adaları (1986’dan bu yana) ve Palau (1994’ten bu yana) Birleşik
Devletlerle birlik olmuştur ve bu bölgelere uluslar arası bağımsızlık ve
bölgelerinin kesin kontrol hakları verilmiştir. Bununla birlikte bu bölgeler
Birleşik Devletlerin savunma ve finansal desteğini kabul etmişlerdir.
Bazı yerler wikipedia dan alınmıştır.
|