Tercüme

Tercüme kelimesi asıl olarak Arapça çeviri anlamına gelen ‘terceme’ kelimesinden gelmekle birlikte literatürde pek çok farklı tanımı mevcuttur;

– Herhangi bir şeyin ifade ettiği anlamın düşüncesel sunumu.

– İlk bakışta anlaşılamayan bir şeyin açıklaması.

– Aynı sembolleri kullanamayan iki veya daha fazla konuşmacı arasında, eşzamanlı ya da ardıl biçimde, söz veya jestlerle iletişim kurulması eylemi.

– Bir dilden başka bir dile sözlü iletişimi kolaylaştırma işlemi.

– Bir işin anlamının saptanması için o işin analiz edilmesi.

Günümüzde kullanılan dillerin içerdiği kelimelerin pek çoğu tarih öncesi dönemlerde insanların çevreleri ve doğayla etkileşimleri sonucu fark ettikleri yansımalardan doğmuş veya türemiştir. İnsanlar gördükleri, duydukları her şeyi yorumlayıp sesler ya da jestlerden oluşan ifadelere dönüştürmüş ve birbirleri arasında iletişim kurmak için kullanmışlardır. Bu ifadeler zamanla topluluklar arasında gelişip şekillenmiş ve dillerin doğuşuna öncülük etmiştir. Zamanla ülkeden ülkeye yolculuk eden gezginler, tüccarlar, elçiler seyahat ettikleri yerlerde insanlarla iletişim kurabilmek için tercümeye ihtiyaç duymuşlardır. Diğer pek çok iş alanı gibi tercüme de gün geçtikçe sektör biçimini alan daha geniş kitlelere yönelik yaygın bir meslek grubu haline gelmiştir.

Tercüme genel olarak iki sınıfta değerlendirilebilir: sözlü ve yazılı tercüme. Sözlü tercüme, kişilerin iletişim kurdukları diller arasında ardıl veya eşzamanlı olarak yapılan tercümedir. Yazılı tercüme ise kaynak metnin hedef dildeki bir yazılı metne dönüştürülmesidir. Sözlü tercümede, konuşmacının düşüncesinin aktarılması önceliklidir. Hızlı olması gerektiği için yazılı tercümede olduğu kadar kesinlik gerektirmez. Yazılı tercümede ise metnin içeriğine bağlı olarak hedef metne yapılan tercümenin doğruluğu çok önemli olabilir.

Her dil kendi içinde farklı biçimsel niteliklere sahiptir ve bu yüzden tercümeye konu olan her dil çifti beraberinde belirli zorluklar getirir. Örneğin, diller arasında kimi tercüme edilemeyen kelimeler mevcuttur ve zaman zaman bu kelimeler listelenip üzerinde çalışmalar yapılır. Söz konusu dillerde aynı kelimelerin bulunması fakat farklı anlamlar içermesi de karşılaşılabilen olası hata faktörlerindendir. Dilbilimcilerin metinlerinde de anlaşılması güç kelimeler bulunabilir. Bunlar daha çok yerel kaynaklı, tercüme edilemeyecekleri düşünülen kelimelerdir. Ancak aslında bu kültür tabanlı kelimelerin tercüme edilmeleri sanıldığının aksine çok kolaydır. Basitçe, hedef dile tercüme edilmezler ve oldukları gibi kullanılırlar. Farklı bir alfabe kullanılıyor ise sadece transkripsiyon yeterlidir. Söz konusu dillerde aynı kelimelerin bulunması fakat farklı anlamlar içermesi de karşılaşılabilen olası hata faktörlerindendir. Ayrıca bazen tercümede noktalama işaretlerinin hedef dile çevrimi de büyük problem yaratabilir.

Bununla birlikte genel olarak tüm dillerde karşılaşılan tercüme zorlukları da vardır. Okunaksız metinler tercümana kaynak metin üzerinde ayrıca zaman kaybettirir. Terminoloji tutarsız kullanılmış olabilir, ya da metinde imlâ hataları bulunabilir. Metin eksik olabilir. Kullanılan terimler çok anlamlı olabilir ve cümle yeterince açık olmayabilir vs. Tercüme daha pek çok zorluk içerir ve tercümanlar bu alanda ilerledikleri her adımda yeni zorlukları tecrübe ederek öğrenirler.

Çağımızda dilbiliminde tercüme konusu büyük bir gelişme göstermekte ve günden güne önemini artırmaktadır. Farklı ulusların ve ülkelerin kültürel, siyasal ve ticari ilişkilerin son yüzyılda aşırı derecede yoğunluk kazanması, kaliteli bir tercümenin, ilişkilerin devamı açısından hayati bir önem taşıdığı şüphesizdir.

Çoğu tercüme kuramcılarının yaygın olan görüşlerine göre tercüme, iki farklı dil ve kültür arasında bir eşdeğerlik sağlama çalışmasıdır; yani bir dilde verilmek istenen bir mesajın başka bir dilde sözlü ya da yazılı olarak aynı etkiyi gerçekleştirebilmesi çalışmasıdır.

Diller arasında farklılıklar benzerliklerden daha fazladır. Özellikle yapısal farklılıklar ağır basmaktadır. Bu farklılıklara kültürel farklılıklar da eklenince tercümenin güçlüklerle dolu bir uğraşı olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu yüzden bazı tercüme kuramcıları iki dil arasında tercüme yapmanın olanaksız olduğunu bile ortaya atmışlardır. Sonuç olarak tam bir tercümeden yani yüzde yüz bir tercümeden söz etmek mümkün değildir fakat bir mesajı başka bir dilde ifade edip istenen amacı yerine getirmek söz konusu olabilir.

Tercüme uğraşındaki güçlükler çok kapsamlı olsa da bazılarına kısaca değinebiliriz:

• Bir dilde bir kelime ile anlatılan bir olgu başka bir dilde birden fazla kelime ile anlatılmak zorunda olabilir. Bu yüzden bir tercüman tercüme yaparken bu yapısal farklılıkları her zaman göz önünde bulundurmalıdır.

• Diller arasındaki kültürel farklılıkların çoğalması tercüme güçlüklerini de beraberinde getirmektedir. Mesela Türkçede kullanılan “başın sağ olsun” gibi ifadelerin başka dillere çevrilmesi mümkün görülmemektedir.

• Bazı dillerdeki özellikle İngilizcedeki bazı bileşik kelimelerin farklı anlamları taşıması tercümanı zor durumda bırakabilmektedir. Örneğin, egg-plant(patlıcan) “yumurta bitkisi” ya da red-handed (suçüstü) “kırmızı elli” gibi kelime kelimesine tercümeler hatalara neden olmaktadır.

• İki dil arasındaki sözcük varlığının çok farklı olması, bilgi yitimi gibi bazı güçlükler getirebilir. Özellikle çok fazla sözcük varlığına sahip İngilizceden, çok daha az sözcük varlığına sahip Türkçeye tercüme yapılırken çok büyük sıkıntılarla karşılaşılabilir.

• En çok güçlük çekilen alanlardan birisi edebi tercümedir. Bu tür tercümede hem form hem de duygu aynen verilmesi gerektiğinden tercüme yapımı çok zorlaşmaktadır.

• Teknik tercümelerde uygun terminoloji kullanma gereğidir.

• Gerek edebi, gerekse hukuki, ticari ya da teknik tercüme olsun ilgili alanda uzman olmak gerekmektedir.

Sonuç olarak, bir toplum dil ve kültür yönünden farklı olan başka bir toplumla iletişimini hızlandırmak ve bağlılığını devam ettirmek için, o toplumun düşüncelerini yeterli bir şekilde kendi diline tercüme etmek zorundadır. Bu düşünceleri kendi öz diline dönüştüremedikçe onlardan yararlanamayacak ve yeni düşünceler üretemeyecektir. Farklı dillerden bilgi iletimiyle ortaya çıkan birçok yenilik, yetkin tercümenin önemini ortaya atmaktadır. Bu yüzden ülkeler ve kurumlar kendilerini geliştirmek ve başkalarından ileriye götürmek için bilgi aktarımına önem vermektedirler ve böylece kaliteli tercümenin vurgusu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.