Çeviri Nedir Çevirmenin Rolü

Çeviri ile ilgili söylenmiş şu söz son derece ilginçtir: “Çeviri kadın gibidir; güzelse sadık değildir,sadıksa güzel değildir.Umarım bu ifadede açıkça yapılan seksizmi önemsememiş ve bunun yerine çeviri hakkındaki gerçeklerden önemli birine dikkat etmişsinizdir. Çevirmenler kaynak metne bağlılıkla hedef dilde okunabilirlik arasında bir denge kurmalıdırlar. Hepimiz kendi dilimizde çok garip gelen çevirilere rastlamışızdır. Yine aynı şekilde okuduğumuz anda aşikâr bir şekilde çeviri olduğunu belli eden eserlerle de karşılaşmışızdır. En iyi çeviri kimsenin söz konusu metnin, eserinbir çeviri olduğunu iddia edemeyeceği çevirilerdir. Diğer bir ifadeyle belge sanki hedef dilde yazılmış bir belge gibi olmalıdır. Bu çevirmenin harcadığı zaman ve emeğin şeffaf olması, yani çevirmenin nihai olarak görünmez olması anlamına gelmektedir. Kısaca çevirmenin en iyi işi kimse onu tespit edemediği zaman yapılmıştır diyebiliriz.

ceviri nedir

Bu seviyedeki çeviriye ulaşmak en hafif tabiriyle zorlu bir mücadeledir. Bir fırtına esnasında gözünüzünbir bezle kapalı ikensıkıca gerilmiş yüksekteki bir ipin üzerinde yürüdüğünüzü ve bu esnada insanların ağır nesneleri size attığını ve ipi sarstığını hayal edin. Böyle bir durumda dengenin sağlanması inanılmaz bir başarı olacaktır. Ayrıcaçeviri bürolarının sıklıkla mantıksızca istedikleri erken teslim etme isteklerini ipin üstünde elindeki yabasıyla sizi dürten biri olarak hayalinizde resmedin. Moral bozucu geliyor değil mi? Biraz öyle. Fakat mücadeleden hoşlanıyorsanız ve dilin incelikleriyle nasıl uğraşılacağını biliyorsanız çok ta kötü olmayacağını söyleyebilirim. (Sanırım aynı şey gergin ip üzerinde yürüme için de söylenebilir.)

İşin püf noktası müşterinin isteği yönünde karar vermesine izin vermektir. Madem işinizin sonuçlarına göre yaşamak zorundalar, o zaman bırakın karar versinler. Sahip oldukları seçenekleri sabırla onlara anlatın;her opsiyon ne kadar zaman almaktadır ve ne kadara mal olmaktadır. Eninde sonunda kararlarını rasyonel bir şekilde vereceklerdir.

Müşteriniz karar veremezse, bilmiyorsa veya bu kararını size söylemek istemiyorsa Budanın tavsiyesini dikkate alın ve orta yolu takip edin. Birçok insan teknik materyalin stil açısından en kolay biçime sahip olduğunu düşünse de örneğin akademik stil ülkeden ülkeye son derece değişik bir hal alabilmektedir. Türkiye’de biz genellikle tezimizi sunar sonrasında kanıtlarımızı gösteririz. Akabinde iddiamızı geliştirerek sonuca ulaşırız. Oysa Japonya’da belli belirsizbir tez ortaya konur;kanıtlar yavaş yavaş ortaya serilirken birçok tartışma yapılır ve sonuç olarak tez hakkında çekimser bir ifadeye ulaşılır. Başka türden farklılıklar diğer dil çiftleri arasında da bulunmaktadır. Bir şekilde bu farklıklarla uğraşmak zorunda kalırsınız.

Teknik çeviride bir diğer potansiyel güçlük müşterinizin söz konusu ürünü görmenize veya kullanmanıza izin vermemesidir. Bir bilgisayar sistem kullanım kılavuzunu çeviriyorsanız sistemi birazcık da olsa görmeniz ve kullanmanız son derece faydalı olacaktır. Aynı şey video oyunları, ev ses sistemleri vs. için de geçerlidir. Bazen daha geliştirilmesi bitmediği için ürünü görmek mümkün değildir. Bu durumda kör bir şekilde gideceği yere varmaya çalışan biri gibidir çevirmen. Sistem için bir terminoloji oluşturmak durumunda kalabilirsiniz ve sonrasında müşterinin tamamen farklı bir isteğiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Yapılabilecek tek şey tekrar en başa dönmek ve yaptığınız her şeyi değiştirmek olabilir.

Çeviride karşılaşılan en güç problem hiç şüphesiz diğer dilde olmayan bir kelime, deyim veya terminolojiyle karşılaşmanızdır. Finansal enstrümanlar, yasal prosedürler, hükümet ve işletme yapıları ve benzeri kurumlar ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre değişmektedir. Gerçi bunlarla ilgili sözlükler, jargon kaynakları bulunmasına rağmen çevirmenler genellikle yeni ve bilginin uzmanlık gerektiren materyalleri ve bilgileri ile uğraşırlar. Bu durumda çevirmen bazı kelimeleri ilk defa kendi kullanmak zorunda kalabilir veya kelimeyi veya deyimi metin içinde çevirmeden aynen bırakabilir ve sayfanın sonuna çevirmenin notu şeklinde bir açıklama iliştirebilir.

Bütün iş formlarında altın bir üçgen vardır. Bu üçgenin üç kenarı da aynı uzunluktadır. İlk kenar kalite, ikincisi zaman ve üçüncüsü zamandır. Eğer ideal projeyi bu üç unsurun dengede olduğu bir üçgen olarak düşünürsek üçgenin içinde olduğunuzu düşünün ve hayal edin. Örneğin maliyetleri düşürdüğünüz zaman ne olacağını görebilirsiniz. İşiniz fiyata doğru hareket ederken, kalite aşağıya düşer ve zaman değişmez. Eğer ucuz bir işi hızlıca yapmak isterseniz o zaman kalite gerçekten de düşer. Tersine bir şekilde eğer işinizin mükemmel bir kalite olmasını istiyorsanız zaman ve para değişkenlerinin artacağını göreceksiniz. Çeviri hızınızı ve istediğiniz ücreti düşünürken bunu aklınızda bulundurmanız size birçok fayda sağlayacaktır.

Çeviri İçeriği

İnsanların tercüme edilmesini istediği birçok materyal yüksek kültür ürünü değildir. Örnek verecek olursam ben tıp makalelerinden finansal ürünleri anlatan bir yelpazedeki materyalleri çevirmekteyim. Çok farklı türdeki materyaller çevirinin içeriğini oluşturabilir. Bu materyallerin illaki ileri derecede edebi olması veya sofistike bilgi içermesi gerekmez. Çok basit bir tebrik mesajı da çeviri konusu olabilir. Çevirinin uzunluğu da değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden farklı çeviri boyutlarına hazır olmalıdır çevirmen. Örneğin kendimden örnek verirsem yaptığım en uzun çeviri 65.000 kelimelik bir kitap en kısası ise iki kelimelik bir deyimdi.

Mesleğin dışında olanlar çeviriyi genellikle birçok işletme ve organizasyonun kaçınmak isteyeceği yavaş ilerleyen pahalı bir süreç olarak görürler. Bir müşterim bana çeviriyi “Allahın belası kıçımdaki berbat bir acı” olarak tanımlamıştı. Açıkçası çeviri yaptırmak için gerekli olan süreçlerden hiçbirine girmek veya uğraşmak istemiyorlar. Ama size gereksiz veya aptalca gelen bir şey başkası için anlamlı olabilir. Ben birçok seyahat çeki, araştırma raporları, araba bakım ürünleri için reklam metinleri çevirdim. Bunlar da açıkçası benim için anlamlı ürünler değildi. Fakat başkaları için anlamlıydı ve bu yüzden değere sahipti.Sonuç olarak çeviriye önyargılı olarak yaklaşan işletmeler ne kadar kaçınsa da kendileri için müşterileri temelinde değer yaratan bu hizmeti talep etmektedir.

Çevrilecek materyaller tür olarakson derece farklılık arz edebilir. Bu materyaller el yazısı şeklinde ve onlarca yıl öncesine ait olabilir. Şüphesiz çevirmesinden çok daha zor olanı yazıyı çözümleyebilmektir. Örneğin birisi bir başkasına yirmi beş kelimelik bir mesaj göndermiştir ve bu mesaj sonrasındabir uluslararası patent hakkı davasının en önemli delili konumundadır. Şüphesiz küçük ama önemli bir görev. Aynı şekilde devletlerarası yazışmalarda çeviri materyali olarak çevirmenin karşısına çıkabilir. Şirketler arası yapılan anlaşmalar ve sözleşmeler ise hem uzun hem de çok büyük titizlikle çevrilmesi gereken belgelerdir.

Çeviri yaparken hiçbir problem küçük değildir veya hiçbir terim atlanacak kadar önemsiz olamaz. Çevirinizi okuyan kişiler kaynak dili bilmezler. Bilselerdi sizi çevirmen olarak tutmazlardı. Bir ameliyat prosedürlerini anlatan bir makalenin çok doğru bir şekilde çevrilmesi gerektiği çok aşikardır. Bir de bir havayolu şirketi için yapılan bir eleştirmen yorumunun o havayolu için ne kadar önemli olduğunu görmek zor olabilir. Fakat bu yorum söz konusu havayolu şirketinin gelecek politikasına etki edebilir. Eğer müşterilerinizin sizi ciddiye almasını istiyorsanız siz de yaptığınız işi ciddiye almalısınız.

Çevirmenin Rolü

Çevirmenler dil profesyonelleridir.Birçok mesleğe ait yetenek çevirmenlik mesleğinin yapılması için zorunludur. Genel olarak bakarsak çevirmenler uygulamalı dil bilimcilerdir, yetenekli yazarlardır, diplomatlardır ve çeviri konularında en azından temel düzeyde eğitimlidirler. Çevirmenler dil bilimciler gibi dildeki ince farkları ve detayları fark edebilme, terminolojileri ve deyimler sözlüklerini araştırabilme ve dillerindeki en son gelişmeleri değerlendirebilme yeteneklerine sahip olmak zorundadırlar. Yazarlar gibi çok az insanın ilgilendiği bir konu üzerinde uzun saatler boyunca tek başına çalışabilmelidirler. Diplomatlar gibi kültürel ve sosyal farklılıklara karşı duyarlı olmalı ve çeviri yaparken bu konulara hitap edebilmelidirler.Ve en az çevirdikleri konuda eğitimli olanlar kadar söz konusu konu hakkında temel bilgilere sahip olmalıdırlar.

Yukarıdaki tanım çevirmenin ideal halidir. Yani çevirmenlerin ulaşmak isteyecekleri ve çeşitli derecelerde başarılı olacakları bir hedeftir. Bütün çevirmenlerin elbette bu saydığımız niteliklere sahip olması gerekmez. Bununla birlikte ellerindeki materyali müşterileri için kabul edilebilir bir seviyede tercüme edebilmek için bu yeteneklere ve niteliklere belli ölçüde sahip olmalıdırlar.

Bütün profesyoneller gibi çevirmenlerde uzman oldukları alanlarda çok iyi olmak zorundadırlar. Çevirmen bunun için konusuyla ilgili makaleleri okumalı ve en son yeniliklerle ilgili kitapları incelemelidir. Bu yaptığı işte en son gelişmelerin yanında en son kullanılan kelime ve kavramaları da öğrenmesini sağlayacaktır.

Bir terim veya deyimin anlamı konusunda emin olamadığınızda altın kural sormaktır. Çeviri hakkında şüphe veya soru işaretleriniz olduğu zaman müşterinizi arayın, sorun ve cevabınızı alın. Eğer hala emin değilseniz çevirinin sonuna bir not ekleyin. Müşteriler şaşırtıcı bir şekilde bu türden notlara hoşgörülüdürler ve sıklıkla bu türden notların olmasını beklerler. Hatta bazı zamanlarda bu türden notları göremeyen müşteriler çeviriden şüphelenebilmektedirler.Neticede bir çevirmen akciğerlerle ilgili damar tıkanıklarını açma üzerine yapılan yeni bir ameliyatın prosedürlerini ne kadar bilebilir ki?

Şirket çatısı altında çalışmak mı yoksa serbest (freelance)çalışmak mı?

Çevirmenler ya kendileri için serbest olarak çalışırlar ya da bir çeviri bürosu veya firmanın bir üyesi olarak bir şirket çatısı altında çalışırlar. Serbest olarak çalışan çevirmenlere freelance çevirmenler denir. Eğer mesleğe yeni giriyorsanız ve bir kariyer olarak çeviriyi düşünüyorsanız bu iki seçeneğe de hangisinin sizin için doğru olduğuna karar vermek için yakından bakmalısınız.

Freelance çevirmen olarak bir iş sahibisinizdir. Bu pazarlamanızı, faturalarınızı, hesaplarınızı, verginizi, ekipmanlarınızı ve bunların bakımını kendiniz yapacaksınız anlamına gelir. Freelance çevirmenler yıllık olarak şirket çatısı altında çalışan çevirmenlere göre daha fazla kazanabilirler.Fakat gelirleri çok daha fazla değişkendir. Aynı zamanda vergi, emeklilik, sağlık ve sigorta gibi maliyetleri kendileri karşılamak zorundadırlar.

Bir şirket çatısı altında çalıştığınızda ise başkası için çalışırsınız. Sabahları ofise gider, kendi masanızda çalışır ve toplantılara katılırsınız ve akşam evinize dönersiniz. Birçok iş gibi tatil, sigorta, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi maliyetleriniz işyeriniz tarafından ödenir. Şirket çatısı altında çalışma ile frelance çalışma arasında birçok farklar vardır. Fakat esas olarak şu soru önemlidir: Frelance olarak çalıştığınızda bunu maddi olarak kaldırabilecek misiniz? Freelance olarak işe başladığınızda binlerce liranızı bilgisayara, yazılıma harcamanız ve kendi pazarlamanızı yapmanız gerekmektedir. Çok az işinizin olduğu ilk ayları sabırla geçirmek zorunda kalacaksınız. Sonuç olarak bekarsanız ve çok az finansal sorumluluğunuz varsa ve bir miktar riski önemsemiyorsanız sizin için bu sorunun yanıtı olumlu olacaktır. Freelance çalışmak sizin için biçilmiş kaftandır. Fakat evliyseniz ve sorumluluklarınız ağırsa freelance çalışmadan önce oldukça dikkatli bir şekilde düşünmelisiniz.

Yalnız sektöre ilk girdiğinizde başkası için çalışmanız genellikle tavsiye edilir. Bunu bir eğitim ve tecrübe olarak görebilirsiniz. Bu durumda sadece işin arka planını görmekle kalmaz aynı zamanda işin ekipmanlarını görür, müşteriyle anlaşmaya tanık olur ve bunun gibi birçok pratik bilgiye sahip olursunuz. Hatta müşterilerle ikili ilişkiler geliştirebilir ve bu kişiler gelecekte freelance çalışırken müşteri portföyünüzü oluşturabilir. Bu yüzden özellikle finansal konularda kendinize güvenmiyorsanız ve evde tek başına çalışma hakkında kararsızsanız bir şirket çatısı altında çalışmak sizin için çok daha uygun olacaktır.

Bir Paradoks

Bir çevirmeni iyi yapan özellikler detaylara ilgi duyması, dile ve araştırmaya duyduğu tutku, yazımdaki yeteneğidir. Ne gariptir ki aynı özellikler kötü bir pazarlamacının da özellikleriyle genel olarak örtüşür. Bu ikilem nasıl aşılabilir acaba? Baştan başlarsak ilk önceistemediğiniz zaman bile kendinizi pazarlayın. Örneğin çeviri bürolarına 100 tane cv göndermek, en iyi beş müşterinizle kısa bir sohbet etmek için kendi kendinize söz verin. Artık işin içindesiniz, unutmayın.

Müşterilerinize bir profesyonel olduğunuzu hatırlatmalısınız. Çevirmenler kendilerine bir profesyonele nasıl davranılıyorsa öyle davranılmasını isterler. Bu yüzden kendileri de profesyonel davranışı sergilemelidirler. Sektörünüz, diliniz ve uzman olduğunuz konu ve çeviri teknolojileri üzerine bilgilerinizi geliştirmek için zaman ayırın. Her sektörde her zaman birçok insan işlerin yapılması için talepte bulunurken çok azı gerçekten işi gerektiği gibi yapar. Bir çevirmen olarak herkese ikinci kategoride olduğunuzu kanıtlamalısınız, birinci kategoride değil.

Sonuç olarak bir çevirmen iki kişinin veya organizasyonun arasında bulunur. Biri materyali oluşturan diğeri ise onu okuyacak olandır. Çevirmen bu iki taraf arasında bu tarafların çözümüdür. Bilgi çağında olduğumuzu unutmayın. Dışarıda trilyonlarca bilgi yüzlerce farklı dilde bulunuyor. Çevirmenler bu değerli malı onu talep eden insanlara getiren kişidir.

 

By Roger Chriss, Language Realm, U.S.A. www.languagerealm.com sitesinden alınmıştır