|
|
İngilizce Türkçe Çeviri
Türkçe
İngilizce Çeviri
Askeri Terimler
Sözlüğü
. |
|
abaft
|
Geride, kıçta, arkada
|
|
abandon
|
Terk etmek, vazgeçmek, gemiyi terk etmek
|
|
abandoning the aircraft
|
Uçağı terk etm Yerde veya havada, tehlike anında uçağı terk etme, uçaktan atlama
|
|
abandonment
|
Terk, terk etme, vazgeçme
|
|
abate
|
Ceza indirimi yapmak, azaltmak
|
|
abatement
|
1. Ceza indirimi 2. Azaltma, indirme, tenzil, azalış
|
|
abbreviated message
|
Kısaltılmış mesaj
|
|
abeam
|
1. Diklemesine 2. Borda istikametinde
|
|
abeam replenishment
|
Bordadan bütünleme ikmali
|
|
ability test
|
Yetenek testi
|
|
ablating materials
|
Eriyen maddeler
|
|
aboard
|
Içinde veya üzerinde bir uçak, gemi veya kara aracı
|
|
abolition
|
Fesih, lağıv, ilga, kaldırma, iptal
|
|
abolish
|
Lağvetmek, feshetmek, iptal etmek
|
|
abort
|
1. Yarıda bırakma 2. Başarısızlık 3. Uçuştan vazgeçme, uçuş görevinin iptali
|
|
aborted take-off
|
Yarıda kalmış kalkış Uç., vazgeçilmiş kalkış. Motor durması ve benzeri nedenlerle gaz verilmiş iken kalkıştan vazgeçme
|
|
abortive mission
|
Yarım kalmış görev
|
|
abort-to-orbit
|
Yörüngeden çıkış
|
|
about face
|
1. Geriye dönüş 2. Geriye dön! komutu
|
|
above ground level AGL
|
Yeryüzünden yukarıda, yer seviyesinin üstünde Verilen irtifaların sonuna yazılan bu kısaltma onun mutlak irtifası olup, araziye göre yüksekliği belirtir
|
|
abreast
|
Borda yönünde, yan yana, aynı hizada, saf nizamı kol uçuşunda
|
|
absence rate
|
Devamsızlık oranı
|
|
absent
|
Yoklamada bulunmayan
|
|
absentee
|
Bulunmayan, vazifede bulunmayan, gaip, görevi başında bulunmayan, başka bir ülkede ikamet eden mal sahibi
|
|
absence without leave AWOL
|
Izinsiz vazifede bulunmama, izinsiz göreve gelmeme, izinsiz ayrılma, terk, firar
|
|
absent without leave AWOL
|
Izinsiz ayrılan, firari
|
|
absolute altimeter
|
Mutlak altimetre
|
|
absolute altitude
|
Mutlak irtifa
|
|
absolute blockade
|
Mutlak abluka
|
|
absolute ceiling
|
Son tavan, azami tavan, en yüksek tavan
|
|
absolute congestion threshold
|
Mutlak tıkanıklık başlangıcı
|
|
absolute deviation
|
Mutlak sapma, kesin sapma
|
|
absolute dud
|
Patlamayan bomba
|
|
absolute error
|
1. Mutlak hata atış 2. Mutlak nişangah hatası
|
|
absolute filter
|
Mutlak filtre
|
|
absolute martial law
|
Sıkıyönetim Sivil otoritenin askeri otorite ile yer değiştirmes Yasama dahil bütün yönetim fonksiyonlarının askerlerin eline geçmesi durumu
|
|
absolute obedience
|
Mutlak itaat
|
|
absolute quarantine
|
Tam karantina, mutlak tecrit
|
|
absolute zero
|
Mutlak sıfır
|
|
absorb
|
Işgal etmek, içine çekmek, emmek, zapt etmek
|
|
absorbed dose
|
Emilen doz, emilmiş doz
|
|
absorbed oscillation
|
Söndürülmüş titreşim, söndürülmüş salınım
|
|
absorption costing
|
Alaşım maliyetler, tek bir maliyette birleştirme
|
|
abutment
|
Sahil ayağı, köprü ayağı
|
|
accelerated flight
|
Ivmeli uçuş, hızlandırılmış uçuş
|
|
|